NEMELAZIMCILIK



Haber Vakti / 04.05.2026

Bize hep okulda özneyi bulmak için yükleme birtakım sorular sormayı öğrettiler ama sorgulamayı öğretmediler. Aslında hepimiz Cumhuriyet sonrası milletimize dayatılan çarpık eğitim sisteminin çocukları değil miyiz? Gazetecilikte de 5N1K (Ne, Nerede, Ne Zaman, Neden, Nasıl ve Kim) terimi var ama sorunları irdelemek birilerinin işine gelmiyor. Aslına bakarsanız ülkemizde kangren haline gelmiş sorunları bilmek yetmiyor. Bu sorunlara dair çözüm üretebilmek için kilit sorular sormayı bilmek ve çözüm odaklı hareket etmek gerekiyor.

Tarihimize de bu açıdan bakabilirsiniz. Ne işi vardı Yavuz Sultan Selim'in Sina Çölü'nde? Ne işi vardı Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethetmekle? Ne işi vardı Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'in (S.A.V.) Bedir'de, Uhud'da, Hendek'te? Amaçları neydi, niyetleri neydi, hedefleri neydi? Hiç bu açıdan düşündünüz mü? O zamanlar Asr-ı Saadet ruhu vardı, Çanakkale ruhu vardı, Fetih ruhu vardı. Şimdi ruh mu kaldı? Herkes kendi menfaatini, zevkini, hazzını düşünüyor. Hal böyle olunca kişilerin ve kurumların bir itibarı kalmadı.

Peki, ülkemizde hâlihazırda yetkili(!) kişi ve kurumlar ne işe yarıyor? Mesela bunca doktor, avukat, öğretmen, mimar, mühendis, hâkim, savcı, amir, memur, milletvekili, bürokrat, işadamı, siyasetçi ne işe yarıyor? Farkında mısınız, bu mesleklerin çoğuna kendi meslek mensupları zarar veriyor. İçinde meslek aşkı olmayan meslek mensupları kötü bir örnek teşkil ediyor. "Meslek ahlakı" dediğiniz zaman homurdanmaya başlıyorlar. Tabir-i caizse burunlarından kıl aldırmıyorlar. Bir de üstüne üstelik topluma ahlak dersi vermeye çalışıyorlar.

Gençler eğitimin önemine inanmıyor. O çocuklar ne yazık ki doğru yönlendirilmiyor. Ezbere dayalı zorunlu eğitim sistemi öğrencilerin çoğunu hedefsiz ve başıboş bir hale getirdi. Düşünsenize, bazı öğretmenler bile vıcık vıcık videolar çekiyor. Fenomen mi, öğretmen mi, belli değil. Kimse bu sorumsuzluğa karşı neden itiraz etmiyor? Ne işe yarıyor ilgili sivil toplum kuruluşları ve İlgili Bakanlık?

Her yıl Türkiye'nin birçok ilinde kültürümüzle bağdaşmayan kültür festivalleri yapılıyor. Güya bu festivaller sadece kültürel değil, aynı zamanda ekonomik bir kalkınma modeliymiş. Festival kapsamında milyonlarca lira harcanıyor. Bu bütçeler kimlere ve neye harcanıyor? Ne işe yarıyor dernekler, vakıflar ve İlgili Bakanlık?

Aileler parçalanıyor, boşanmalar artıyor, nesiller heba oluyor. Birileri hiç utanmadan arlanmadan kadın istihdamının artışıyla övünüyor. Bunlar yetmezmiş gibi bir de kayıtlı kadın istihdamının daha fazla artması için ellerinden geleni yapıyorlar. Kadınları annelik ve ev hanımlığı dışında tır şoförlüğüne kadar hemen her alanda çalışmaya teşvik ederek aileyi çökertenler var. Ne işe yarıyor âlimler ve İlgili Bakanlık?

Geçtiğimiz aylarda RTÜK Başkanı, "3A formülünü esas alıyoruz: Aklın Korunması, Ailenin Korunması, Ahlakın Korunması. Gerçek etki; reyting ile değil, vicdan ve etik duruş ile ölçülür" diye açıklama yapmış. Fakat televizyon kanallarında halen dini, milli ve ailevi değerlerimizle adeta alay edercesine ahlaksız diziler yayınlanıyor. Nerede akıl, nerede aile, nerede ahlak? İnsan sormadan edemiyor. Ne işe yarıyor RTÜK?

Kökü dışarıda olan sosyal medya platformları deyim yerindeyse gazetelere ve televizyonlara nal toplattırıyor. Gazeteler ve televizyonlar "gündemcilik" oynamaya devam ediyor. Koskoca insanlar her akşam canlı yayında ağız dalaşı yapmaktan utanmıyorlar. İnsanlara doğruları ve gerçekleri objektif bir şekilde anlatmak gerekirken birileri toplumu niye yanlış yönlendirmeye çalışıyor? Ne işe yarıyor medya mensupları?

Belki size tuhaf gelebilir. İhtiyaç sahibi insanlar barınacak ev bulmakta ve evine iki lokma ekmek götürmekte zorlanıyor. Öte yandan site ve apartman yönetimlerindeki "fahiş aidatlar" komşuluğu bitiriyor. Buna çağdaşlık denmez, buna medeniyet denmez. Hani komşusu açken tok yatan bizden değildi. Bu duruma birilerinin çözüm üretmesi gerekmiyor mu? Ne işe yarıyor yerel yöneticiler?

İçki, kumar, fuhuş ve uyuşturucu her yere yayılmış. Uyuşturucu baronları şehirlerimizden vızır vızır geçiyor. İçkili âlemler her yerde yapılıyor. Kumarın her türlüsü rahatlıkla oynanıyor. "Nemelazımcılık" yapmanız ve her şeyi devletten beklemeniz sizi bu illetlerden kurtarmaz. Gün gelir, bu şeytani illetler en yakınınızdaki insanları da vurur. Bunlar niye önlenemiyor? Ne işe yarıyor danışmanlar ve dini kurumlar?

Biraz önce bahsettiğim kişi, kurum ve kuruluşların ne işe yaradığını anlayabilirseniz kangren haline gelmiş sorunların çözümü için fikir sahibi olabilirsiniz. "Bizim fikir sahibi olmaya ihtiyacımız yok ki" diyorsanız kâğıt gibi yıkılan binaların, ani ölümlerin, olağanüstü zamların, cinnetlerin, iflasların, intiharların, yangınların sebebini sittin sene anlayamazsınız. Gerekirse bütün kurumlar, bütün vakıflar ve İlgili Bakanlıklar ortak hareket etmelidir. Bazen ben bile ne işe yaradığımı sorguluyorum. Ve kendimi çoğu zaman Şair-Yazar Ayşe Sevim'in bir şiirinde "Kimsenin Fatiha bilmediği bir köyde ölmüştüm" dediği yalnızlıkta hissediyorum.


Bu köşe yazısı defa okunmuştur.