![]() |
|
ELBETTE... ![]() Haber Vakti / 19.05.2026 "Elbette bazen çiçek açıp bazen solacağım... Elbette daldan dala konup sonra uçacağım... Elbette bazen hızla dönüp bazen duracağım... Elbette bazen söyleyip bazen susacağım..." Merak etmeyin, size Candan Erçetin'in "Elbette" şarkısından bahsetmeyeceğim. Uzun zamandır zihnimi meşgul eden konuları düşünürken köşe yazıma da "elbette" diye bir başlık atmak istedim. Onun dışında bahsedeceğim konuların sözkonusu şarkıyla herhangi bir alakası yok. Yıllardır eğitimin, sanatın, edebiyatın ve medyanın önemini anlatmaya çalışıyorum. Liyakat ve hakikat konusunda çok dikkatli olmamız gerektiğini her fırsatta dile getiriyorum. Ancak buna rağmen "sen de her şeyi eleştiriyorsun" gibi tuhaf tepkilere maruz kalıyorum. İnsanlar maalesef konforlu alanlarının dışına çıkmak istemiyor. Emek vermeden ve çile çekmeden yüksek mevkilere gelmek isteyen bir sürü insan var. İşin ilginç tarafı, bütün tutarsız ve mantıksız isteklerine "elbette" denilmesini bekliyorlar. Siz bir konuda ehil olmak için emek vermezseniz birileri de meydanlarda istediği gibi at koşturur. O zaman bütün romanları Orhan Pamuk yazsın, bütün sinema filmlerini Nuri Bilge Ceylan çeksin, bütün yardıma muhtaç insanlara Haluk Levent yardım etsin. Ne demek istediğimi anlamışsınızdır elbette... Türkiye'deki bütün faili meçhul cinayetleri Müge Anlı çözsün. Ailevi sorunları Esra Erol halletsin. Meşhur olmak isteyenleri Acun Ilıcalı meşhur etsin. Ahlaksız diziler televizyonlarda yayınlanmaya devam etsin ve bu dizileri Murat Soner kıyasıya eleştirsin. Yeni evlenen genç kızlar gelin programlarında bütün mahremlerini anlatsın. Ne idüğü belirsiz tipler sizi ve ailenizi tehdit ediyorsa, size zarar veriyorsa ve ilgili makamlar size destek olamıyorsa Sedat Peker size destek olsun. Böyle giderse ortada hiçbir sorun kalmaz(!) elbette... Bazen hakikatleri anlatmak yetmiyor, insanları da sorgulamak gerekiyor. Öyle insanlar var ki; bilmez, bilmediğini sorgulamaz ve yanlış bildiğini kesinlik zanneder. Düşünmeyi reddeder ve bu karakterine yansır. Kendini düzeltmez, eleştiriye kapalıdır, kendi yanlışlarını sürekli tekrar eder. Hatasını farketmez, hatasını savunur. Kendi sınırlarında kalsa kimseye zararı olmaz. Ancak herkese bunu dayatır. İletişim kurmaz, anlamaya çalışmaz. Üstüne üstelik kendini de süper zekâlı zanneder. Bu tip insanlardan iyilik beklenmez elbette... Siz domuzları istediğiniz kadar yıkayıp tertemiz yapsanız da domuzlar yine çamura koşar. Akreplere istediğiniz kadar iyilik yapsanız da akrepler yine sizi sokar. Çünkü yaratılış gayeleri böyledir ve bunlar hayatın acı gerçekleridir. Aklıselim ve dosdoğru olmaları emredilen insanların da bir türlü vazgeçemediği cehalet aslında bir konfor tercihidir. Siz istediğiniz kadar hakikatleri anlatın, anlamak istemezler. Ne yaparsanız yapın; göremezler, duyamazlar, hissedemezler, derin uykularından uyanamazlar. Bunlara da alışacaksınız elbette... Kökü dışarıda olan sosyal medya sayesinde herkes uzman olacak. Yapay zekâ sayesinde herkes mükemmel olacak. Yeteneksiz çıraklar kısa süre içinde usta olmak isteyecek. Yeni mezun olan veterinerler ahıra, ziraat mühendisleri tarlaya, inşaat mühendisleri şantiyeye gitmek istemeyecek. İlim adamları bile fenomen olmak isteyecekler. İli yönetemeyenler ülkeyi yönetmek isteyecekler. Ülkeyi yönetemeyenler de dünyayı yönetmenin hayaliyle yaşayacaklar. Bu yazdıklarım bir film senaryosu veya bir komplo teorisi değil elbette... Allah'ın lanetlediği zihniyetin temsilcisi Yahudiler Gazze'de çoluk çocuk demeden bütün Müslümanları katletmeye devam edecek. Dünyanın öbür ucundaki kendini Mesih zanneden sapık şarlatan dünyayı tehdit etmeye devam edecek. Ülkemizde ise ünlüler yaşantılarıyla millete kötü örnek olmaya, açgözlü tüccarlar milleti kazıklamaya, ikiyüzlü münafıklar nifak çıkarmaya, yetenekli siyasetçiler millete yalan söylemeye devam edecek. Sakin olun, lütfen sinirlenmeyin. Siz her şeye göz yumarsanız olacağı buydu elbette... Siz her şeye göz yummaya devam ederseniz ve konforlu alanlarınızdan çıkmazsanız hak etmedikleri makam ve mevkileri işgal edenler istedikleri kadar şımaracaklar. Siz de elbette(!) saygı duyacaksınız. Onlar hazzın ve zevkin doruklarında yaşayacaklar. Siz de elbette(!) onlara güveneceksiniz. Elbette boş boş konuşacaklar, elbette utanmayacaklar. Elbette siyasette, ticarette, eğitimde, sanatta, medyada, her yerde karşınıza çıkacaklar. Siz de Yüce Allah'ın Kuran-ı Kerim'de buyurduğu gibi ahirette sevdiklerinizle haşrolucaksınız elbette... Hiç dikkat ediyor musunuz, siyasi partilerin çoğu Adnan Menderes gibi iktidara gelmek ama İsmet İnönü gibi ülkeyi yönetmek istiyor. Aslında söylenecek çok söz var da, şimdilik bir şey demeyelim. Vakti geldiğinde bu sorumsuzlukların hesabını soracağız elbette... |

