![]() |
|
DANIŞMAYANLAR ![]() Haber Vakti / 07.07.2026 "Bir devlet adamının büyüklüğü, etrafındaki danışmanların büyüklüğünden bellidir" Yukarıdaki söz merhum şair, yazar ve edebiyat öğretmeni Nihad Sâmi Banarlı'nın 1985 yılında neşredilen "Devlet ve Devlet Terbiyesi" kitabında geçen bir sözdür. Atalarımızın "danışan dağı aşmış, danışmayanın yolu şaşmış" sözünü de perçinleyen bir söz olmuş. Geçmişten günümüze doğru bakınca günümüzdeki danışmanların çoğunun aslında ne kadar vasıfsız, vizyonsuz ve kimliksiz olduğunu görebiliyoruz. Başarı, ekip işidir. Ekip ruhunun olmadığı yerde başarı beklemek beyhudedir. Göreceli başarılara aldanmayın. Algıyla ve sloganlarla insanları bir yere kadar ikna edebilirsiniz. Son yıllarda ülkesini ve milletini seven insanların devlet kurumlarında maruz kaldığı nahoş durumların sebebini irdelemeye çalışacağım. Önemli bir konuda üst düzey bir devlet adamıyla görüşmek istediğiniz zaman karşınıza isminin başında başdanışman, danışman, sanat danışmanı, basın danışmanı veya özel kalem olan birileri çıkıyor. Siz derdinizi uygun bir dille anlatsanız da sözkonusu danışmanlar sizi can kulağıyla değil, yan kulağıyla dinliyorlar. Sizinle ilgilenmiyorlar, ilgileniyormuş(!) gibi yapıyorlar. Çünkü sizi kişisel menfaatlerine göre değerlendiriyorlar. Eğer söyledikleriniz onların kişisel(!) menfaatlerine uymuyorsa sizi çay-kahve ikram edip kibarca kovuyorlar. Bir daha gittiğinizde veya aradığınızda ise "Beyefendi öyle şeyleri sevmez", "Beyefendi duymasın", "Beyefendi'nin bilgisi yok", "Beyefendi'ye ilettik ama bir şey demedi" gibi sözler duyarsınız. Danışman deyip geçmeyin. Sınırsız yalan söyleme ve iftira atma hakları var. Diyelim ki, 30 yıllık dostunuz bir makama geldi. Sizin de haklı olduğunuz bir konuyu o makama iletmeniz gerekiyor. Ne yaparsanız yapın, o konu makam adamına iletilmiyor. Eğer ısrar ederseniz danışman "efendim, sizin hakkınızda öyle ağır şeyler söyledi ki, söylemeye dilim varmıyor" derse, soruyorum size, o makam adamı danışmanına mı inanır, size mi inanır? Bu şekilde kaç önemli konuyu, kaç haklı meseleyi sümen altı ediyorlar, bir bilseniz aklınız şaşar. Kraldan çok kralcı olan ikiyüzlü tiplerin bu tarz davranışlarından ötürü insanların "Beyefendi" diye konumlandırılan devlet adamlarına saygısı ve güveni kalmadı. Sorumsuz danışmanların ülkeye verdiği zararı size anlatmama kelimeler yetmez. Çünkü yaptıklarından asla utanmıyorlar. Bir de işi alışkanlık(!) haline getirdiler. "Bakan" veya "Genel Müdür" adına fikir beyan edecek kadar şımardılar. Ben de işim gereği basının b'sini bilmeyen basın danışmanları ile muhatap oluyorum. Çoğu 2028 sonrasının hesaplarını yapıyor. Yıllarca sistematik bir şekilde zulme maruz kalan muhafazakâr insanlar iktidara gelince içlerinden bazıları sağda solda "biz insan değil miyiz, bizim de makam sahibi olmaya hakkımız yok mu?" diye ağlaşınca, bunları ve bunların 20'lik çocuklarını devlet kurumlarında "danışman" olarak istihdam etmeye başladılar. Danışmanlık adeta dalkavukluk müessesesi oldu. Danışmanlar da dalkavukluğu meslek haline getirip sloganlar ezberlediler, ünlü siyasetçilerle selfie çekinip sosyal medya hesaplarında paylaştılar ve dış görünüşlerine yatırım yaptılar. Devlet ile millet arasında köprü olması gereken danışmanlar siyasetçilerin halktan uzaklaşmasının baş müsebbibidir. İnsanlara tepeden bakan, çözüm üreteceğine sorun üreten, kibir abidesi, gösteriş budalası, makam delisi, haset kumkuması danışmanlarla ülkemizin hiçbir sorunu çözülemez. İsterseniz konunun vehametini teknik açılardan da anlatabilirim. Makineler çalışıyor ama vidalar çok gevşedi. Bu gevşeyen vidaları "lokma takımı" ile sıkılamak gerekiyor. Ayak takımından "A takımı" olmadığı gibi "lokma takımı" da olmaz. 15 Temmuz'un yıldönümündeyiz. Şehit Astsubay Ömer Halisdemir başta olmak üzere şehitlerimize Allah'tan sonsuz rahmetler diliyorum, gazilerimize hürmetlerimi sunuyorum. Farkında mısınız, 15 Temmuz'un 10. yıldönümüyle ilgili devasa organizasyonlar yapılıyor ama o organizasyonlara 15 Temmuz ile alakası olmayan isimler çağırılıyor. Demek ki, Amerika'da geberen vatan haininin "hayırlı bir danışmanın özellikleri" diyerek ektiği nifak tohumları yeşermiş. Vatikan'a sürgün edilen kişinin kurduğu iletişim sistemi de tıkır tıkır işliyor. Danışman kisvesi altında devlet kurumlarında yer kaplayan, devlet ile millet arasında köprü olması gerekirken set olan, insanları canından bezdiren, yalan söylemekte ve iftira atmakta sınır tanımayan ikiyüzlü, kifayetsiz ve muhteris münafıkları anlatmaya çalıştım. Devlet adamlarına bunları anlatsanız bile inanmakta güçlük çekiyorlar. Etraflarında her daim el pençe duran, yüzlerce referansı olan, yüzlerine gülüp arkalarından iş çeviren danışmanların gerçek yüzünü bir türlü anlayamıyorlar. Devlet adamları artık bu sinsi yapılanmanın farkına varmalıdır. Her şeyin bir kırılma anı vardır. Bir an gelir, hiç ummadığınız insanlar isyan ederek "yeter artık ulan" diyebilir. Bunu anlayabilmek için üst düzey devlet adamlarına "danışmanınız kim?" diye sorabilirsiniz. Danışmanlara da "referansınız kim?" diye sorabilirsiniz. Siz de artık acı gerçeklerle yüzleşin ve tarafınızı seçin. Siz danışanlardan mısınız, danışmayanlardan mısınız? |

