BİLİNÇALTINIZI KİRLETMEYİN!



Haber Vakti / 23.03.2026

İnsan, şahit olduğu her olaydan ya ibret alır, ya da örnek alır. Duygularımız ve düşüncelerimiz de buna göre şekillenir. Sadece şahit olduğumuz olaylar değil, çevremizdeki insanların, yaşadığımız yerlerin, okuduğumuz kitapların, izlediğimiz yayınların, duyduğumuz sözlerin ve internette gördüğümüz paylaşımların çoğu bilinçaltımızda yer edinir. Televizyonda ve sosyal medyada izlediğiniz ve paylaştığınız içeriklerle beyninizin ne kadar "meşgul" tutulduğunu, bilinçaltınızın nasıl "işgal" edildiğini anlayabiliyor musunuz?

Mesela insan beyni hikâyeye karşı savunmasızdır. Birisi size "geçen gün bizim mahalleye bir adam geldi" diye bir hikâye anlatmaya başlasa sonuna kadar dinlersiniz. Çünkü beyin "meşgul" tutulmayı çok sever. Bilmediğiniz hikâyeler gündelik hayatınızdan uzaklaşmanıza sebep olduğu için zihninizi esir alarak beyninizi uyuşturur. Kökü dışarıda olan sosyal medyanın algoritma yapısı da bu şekilde tasarlanmıştır. Bu yüzden sosyal medyada gördüğümüz her içeriğe karşı "seyirci" olmamalıyız. Bilhassa bu konuda "seçici" olmalıyız.

Türkiye'de ne yazık ki gerçek anlamda yüzde yüz "yerli ve milli" diyebileceğimiz bir data merkezimiz yok, yedekleme sistemimiz yok, işletim sistemimiz yok, milli güvenlik yazılımımız yok, bir arama motorumuz yok, bir yapay zekamız yok, chip üretimimiz de yok. Yeraltında korunması gereken veriler ve ağ bağlantıları için fay hattının yakınına bilişim vadisi kurulur mu? Dijital anlamda bu kadar savunmasız bir ülke sadece "kişisel verilerin korunması" ile ilgili çıkartılan yasalar ve yönetmeliklerle korunamaz.

Geçenlerde yapay zekâ tabanlı kimlik doğrulama hizmeti veren "IDMerit" isimli şirket, Türkiye'nin de içinde yer aldığı 26 ülkeden 1 milyar vatandaşın kişisel verilerini sızdırdı. Türkiye'den 49 milyon vatandaşın verileri sızdırılmış. Bu verilerin içinde özel bilgilerimiz bulunuyor. Veri merkezleri artık cephe hattı gibi kullanılıyor. İsrail ve Amerika ordusu savaş hedeflerini vurmak için yapay zekâyı kullanıyor. İran'da vurulan okulun hedef olmasından bir önceki yazımda bahsettiğim "Anthropic" isimli şirketin sorumlu olduğu konuşuluyor.

Afganistan, Irak, Libya, Suriye, Filistin, Lübnan, İran... Demokrasi(!) ve özgürlük(!) martavalıyla yıllardır sistematik bir şekilde saldırılar düzenlenen İslam ülkelerinden bahsettim. Siyonistler "aç köpek" misali Müslümanlara saldırıyor. Bizim ülkemizi de medyatik ve teknolojik ağlarla kuşattılar. Google ve Amazon bile 2021 yılından beri İsrail ordusu ile çalışıyor. Şunu unutmayın; düşmanın bilim ve teknolojideki üstünlüğü karşısında İslam âleminin acizliğini sorgulayan Müslümanlar da var.

Allah bize izlememizi değil, okumamızı emrediyor. İran'a yönelik saldırılar devam ederken İslam ülkelerinde "ırkçılık" ve "mezhepçilik" üzerinden çok tehlikeli bir oyun oynanıyor. Irkçılık ilk haram, ilk günah ve ilk lanetlenen şeytani bir fikirdir. Araplar, Kürtler, Farisiler ve Türkler arasında kanlı bir savaş planlanıyor. 1639 yılındaki Kasr-ı Şirin Antlaşması'ndan beri barış içinde yaşadığımız sınır komşumuz İran ile savaşmamız için birileri(!) çalışıyor. Eğer siz zalimlerde "savaş ahlakı" arıyorsanız büyük yanılgıya düşersiniz.

Türkiye'de insanlar gününün 7 saatini internette geçiriyor, bunun 4 saatini ise sosyal medya oluşturuyor. Etrafımızda "ateş çemberi" misali savaşlar devam ederken bilinçaltınızı ele geçirmek için televizyonlarda ahlaksız diziler ve seviyesiz programlar yayınlanmaya devam ediyor. Sosyal medyada cadı kazanı gibi nifak tohumları ekiliyor. Fenomenler aklınızla alay ediyor. Böyle bir ortamda "Bizim 'Sünnilik, Şiilik' gibi bir dinimiz yok. Bizim tek dinimiz var, o da İslam" denilmesi elbette önemlidir ve ama yeterli değildir.

"Oku, düşün, uygula, neticelendir" çizgisinden "kaydır, izle, unut, beğen, kaydet, paylaş" çizgisine geldik. Mesela yapay zekâ da tıpkı sosyal medya gibi her eğitim düzeyinden ve her yaştan insanın hayatına çok hızlı bir biçimde girdi. Yapay zekâya yemek tarifi soranlar var, fal baktıranlar var, felsefe tartışması yapanlar var, yaşam koçu veya sağlık danışmanı olarak görenler de var. "İşlerimizi elimizden alacak" demeye gerek kalmadan işlerimizi yapay zekâya devretmişiz. "Elin oğlu" yeni bir şey keşfettiği zaman anında kabulleniyoruz.

Biz ülke olarak sosyal medyada ve yapay zekâda bir atılım yapmazsak küresel güçlerin güdümünde olan sosyal medyanın ve yapay zekânın oyuncağı olmaya devam ederiz. Dijital ortamda çocukların potansiyel risklerden korunması için sosyal medya platformları hakkında resen inceleme başlatmak veya sosyal medya temsilcilerini resmi kurumlara çağırmak hiçbir işe yaramaz. Türkiye'de sosyal medya platformlarının temsilcilik açıp vergi ödemesi onları "tertemiz" yapmaz.

Özellikle gençler sosyal medya yüzünden uzun metinler okuyamaz ve uzun süreli videolar izleyemez hale geldi. Hafızanızı diri tutmak, zekânızı geliştirmek ve bilinçaltınızı temizlemek sizin elinizde... Eğer edebi eserler okursanız ve kaliteli yayınlar izlerseniz bilinçaltınızı temizleyebilirsiniz. Bilinçaltınızı kirletmeye devam ederseniz yıllar sonra kendinizi istenmeyen olayların içinde bulursunuz. Yediğinize içtiğinize dikkat ettiğiniz kadar okuduğunuz ve izlediğiniz içeriklere de dikkat etmenizi tavsiye ederim. Vesselam...


Bu köşe yazısı defa okunmuştur.