![]() |
|
ABDURRAHMAN BEY ![]() Haber Vakti / 17.02.2026 Çocukluğum Gaziosmanpaşa'da geçti. Merhum dedem Hasan Nail Canat ile evimiz yakındı. Her bayram dedemi ziyarete gittiğimizde bizden önce gelen bir misafir olurdu; Abdurrahman Dilipak... Dedem ile derin bir dostlukları olduğunu 2004 yılında dedem vefat ettikten sonra daha iyi anlamıştım. Abdurrahman Dilipak Bey'in bizdeki yeri ayrıdır. Kendisini hep saygıyla anarız. Biz dostlarımızın ayağına değil, yüzüne bakarız, yüzlerine karşı onları övmeyiz. Bir yerde isimlerini duyunca gururlanır ve onlardan hak ettikleri saygıyla bahsederiz. 2009 yılında merhum dedem Hasan Nail Canat'ın unutulmaması için www.hasannailcanat.com sitesini kurduğumuzda sitedeki Şeref Defteri'ne duygu ve düşüncelerini yazması için ilk aradığım insanlardan biri de Abdurrahman Dilipak Bey'di. Abdurrahman Dilipak; "O, şair yürekli bir dosttu. İmam Hatipliydi. Onun okuduğu çağda İmam Hatipli olmak, 'Çile'ye talip olmaktı... Umud nesli idi... Diriliş nesli. Büyük Doğunun ihyası için cihad edecektik..." 2012 yılında merhum dedem Hasan Nail Canat'ın vefatının 8. yıldönümü vesilesiyle düzenlediğimiz Üsküdar'daki anma programına Üstün İnanç, Mesut Uçakan, Harun Yöndem ve Osman Atalay ile birlikte konuşmacı olarak teşrif etmişti. O programda da söylediği sözler bizi çok etkilemişti. Abdurrahman Dilipak; "Hasan Nail Canat bataklığa atılmış bir taştır. Ve bugünkü sanatçılarımız, siyasetçilerimiz, işadamlarımız o bataklıktaki taşların üzerine basarak karşı tarafa geçtiler. Keşke bunu fark edebilseler... Eminim o zaman bugün bu anma programına daha fazla insan gelirdi." Abdurrahman Dilipak Bey'in anma programının sonunda babam Mehmet Safa Canat'a, "Böyle devam ettiğiniz müddetçe her zaman yanınızdayım" demesini de unutmadım. Abdurrahman Bey duruşundan hiç taviz vermedi, çizgisinden hiç sapmadı, elbette bunun da bedelini ödedi. 2013 yılında oğlunun Üsküdar'daki nikâh töreni tıklım tıklımdı. 2023 yılında kızının nikâh töreni ise tıklım tıklım değildi. Nikâh töreninden önce beni görünce gözlerinin içi gülmüştü ve benim için "Hasan Canat... Hasan Nail Canat'ın manevi mirasçısı..." demişti. Yıllardır tanıdığım, takip ettiğim, takdir ettiğim Abdurrahman Dilipak Bey'in bende bıraktığı intiba naçizane budur. Yaşı ve konumu itibariyle ülkemizin yakın tarihinin yaşayan tanıklarındandır. Askeri vesayetin hüküm sürdüğü yıllarda yazdıklarından dolayı birçok kez mahkemelerde yargılanmıştır. Muhafazakâr insanlar iktidara geldikten sonra onlara Allah'ı ve dinimizi hatırlattığı için yoğun eleştirilere maruz kalmıştır. Hatta "papatya" diye bir yazı yazdığı için hakkında 81 ilde suç duyurusunda bulunulmuştur. Allah'ı unutanlara Allah'ı anlatmak, tarihini ve medeniyetini unutan milletlere tarihini yeniden hatırlatmak çok zordur. Abdurrahman Bey bu uğurda ömrünü feda etti. Kalemiyle tek başına zalimlere meydan okudu, fikirleriyle ve duruşuyla Müslümanlara örnek olmaya çalıştı. Zor zamanlarda çileye talip olan, hiçbir karşılık beklemeyen, eğilmeyen, bükülmeyen ve yamulmayan insanların sayısı günden güne azalıyor. Bunca çileye rağmen muhafazakâr insanlar parayla, makamla, şöhretle, şehvetle tanışıp orantısız bir siyasallaşma sürecine girince sayısallaşma başladı. Hâlbuki Abdurrahman Bey de muhafazakâr insanların bu denli yoldan çıkmasını istemezdi. Daima fikirleriyle müminlere yepyeni ufuklar açmaya çalıştı. Kenevirin faydalarını anlatmak için kaç tane köşe yazısı yazdığını ben bile hatırlayamıyorum. İnançlı insanlara Hakk'ı, hakikati, adaleti, vicdanı, eceli, rızkı, kaderi, vebali sürekli hatırlattı. Gazze'yi, Filistin'i ve mazlum İslam coğrafyasının halini bıkmadan usanmadan haykırdı. Hakk'ı ve adaleti yüceltecek bir İslam Birliği kurulmasını hep ümit etti. Ancak ikiyüzlü münafıklar onu anlamak istemedi. "Dün ölümü ve ötesini düşünüyorduk, şimdi yaşamanın hazzı ve keyfini düşlüyoruz" sözünü hiç unutmadım. Bülent Deniz Bey ile birlikte Akit TV'de hazırlayıp sundukları "Derin Gerçekler" programında 2018 yılında "McKinsey" isimli küresel şirkete boyun eğmememiz gerektiğini haykırarak anlatışını da unutmadım. Yakın zamanda Abdurrahman Dilipak Bey'in 81 ilde yargılandığı davadan beraat etmesi ise onun dik duruşunun bir nişanesi oldu. Beraat kararından sonra yazdığı yazısında devrimin kendi çocuklarını yemesinden bahsetmişti. Abdurrahman Bey, size de iki çift sözüm olacak. Başınıza bir sarık sarıp ve üzerinize bir cüppe giyinip göstermelik bir tarikat(!) kursaydınız devleti ele geçirebilirdiniz. Küresel güçlere hizmet(!) etseydiniz dünya çapında ünlü bir ideolog olurdunuz. Azcık dalkavukluk yapsaydınız iktidarın bütün nimetleri size altın tepside sunulurdu. Papatya(!) diye yazı yazacağınıza "papatya çayının faydaları" diye yazılar yazsaydınız el üstünde tutulurdunuz. Ancak siz bunların hiçbirini yapmadınız. Eğer yapsaydınız gerçek müminlerin gönlünde taht kuramazdınız. Biz sizi haksızlıklar karşısında dimdik durduğunuz ve Allah'tan başka kimseye eyvallah etmediğiniz için seviyoruz. Yakın zamanda açık kalp ameliyatı oldunuz ve kalp kapakçığınız değiştirildi. Allah'tan size acil şifalar diliyorum. Allah'ın izniyle bu süreci de davanıza halel getirmeden atlatacağınıza inanıyoruz. Sakın pes etmeyin, geri adım atmayın ve düşman kazanmak pahasına Hakk'ı ve hakikatleri anlatmaya devam edin. Mâlik El-Şahbaz'ın da (Malcolm X) dediği gibi; "Hazır ol'da değildik, rahat da durmayacağız!". Selam ve dua ile... |

